Menü

Şef Taha Dinç

 

Ekşi Mayanın İzinde Bir Yaşam Hikayesi

Kütahya'nın Karapelit Köyü'nde, ahşap hamur teknelerinde yoğrulan ekmek kokularıyla büyüdü Taha Dinç. Belki de o zamanlar farkında değildi, ama ekmekle kurduğu bu ilk bağ, onun tüm hayatını şekillendirecekti. Doğanın, toprağın ve emeğin kokusunu içine çeke çeke büyüyen bu çocuk, ekmeğin sadece bir besin değil, bir kültür, bir yaşam biçimi olduğunu öğrendi.

Mengen Aşçılar Anadolu Lisesi'nde aldığı ilk profesyonel eğitim, onun mutfak tutkusunu daha da alevlendirdi. Pasta şefi olma hayaliyle çıktığı yolda, farklı otellerde çalışarak deneyimini zenginleştirdi. Ancak ekmek, onun için her zaman ayrı bir tutku olarak kaldı. Ailesinden öğrendiği geleneksel yöntemlerle ekmek yapma sanatı, onun için sadece bir meslek değil, adeta bir yaşam biçimiydi.

Taha Şef, kendi atölyesini kurarak ekşi mayalı ekmek yapımına odaklandı. Ekşi mayanın sırlarını çözmek için sayısız kaynak araştırdı, farklı teknikler denedi. Bu süreçte edindiği bilgi ve deneyimler, onu Türkiye'nin ekşi mayalı ekmek konusunda önde gelen isimlerinden biri haline getirdi. Küçük atölyesi, kısa sürede ekşi maya tutkunlarının buluşma noktası oldu.

2015 yılında Mutfak Sanatları Akademisi'nde eğitmen şef ve pastacılık bölümünün yönetici şefi olarak görev alması, onun için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Burada binlerce ekmeksevere ulaştı, onlara ekşi mayanın büyülü dünyasını tanıttı. Birçok fırına danışmanlık yaparak, ekşi mayalı ekmek kültürünün yaygınlaşmasına katkıda bulundu.

Taha Şef, ekmeğin sadece karın doyurmak için değil, aynı zamanda ruhu da doyurmak için var olduğuna inanıyor. Bu inançla, "Karakılçık" kitabını yazarak, ekmeğin doğru koşullarda üretilmesi ve tüketiciyle buluşması için önemli bir rehber hazırladı.

2021 yılında Pardon Boulangerie ile yollarının kesişmesi, onun için yeni bir heyecan kaynağı oldu. %100 ekşi mayadan ilham alan Taha Şef, burada yarattığı her ürünle geleneksel ekşi maya kültürüne sadık kalarak yenilikçi bir mutfak deneyimi sunuyor.

Taha Şef, ekşi mayanın sadece bir lezzet değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi olduğuna inanıyor. Onun için ekşi maya, doğayla, toplumla ve kendimizle kurduğumuz en doğal bağlardan biri. Ve bu bağı korumak, gelecek nesillere aktarmak, onun en büyük tutkusu.